İran’da Çalışılır mı? Bir İzmirli Gencin Fazla Düşünen Beyninden Sızan Notlar
Önerdiğimiz İçerik: İran'da zorunlu eğitim kaç yıldır ?
Bazı sorular vardır, ilk duyduğunda basit sanarsın ama kafanın içinde küçük bir dosya açılır ve o dosya asla kapanmaz. “İran’da çalışılır mı?” da tam olarak böyle bir soru. İlk bakışta kısa: çalışılır ya da çalışılmaz. Ama insan bir kere düşünmeye başlayınca olay “acaba öğle molasında çay mı içiyorlar yoksa çay molasında mı öğle yemeği yiyorlar?” seviyesine kadar gider.
Ben İzmir’de yaşayan 25 yaşında biriyim. Arkadaş ortamında sürekli şaka yaparım ama eve dönünce tavanı izleyip “hayat niye böyle bir Excel tablosu gibi” diye düşünen tiplerdenim. O yüzden bu konuyu anlatırken hem gülmek hem de hafif hafif düşünmek kaçınılmaz.
—
İlk Soru: İran’da çalışılır mı?
Kısa cevap: Evet, çalışılır.
Uzun cevap: Evet ama “nasıl bir çalışmak?” sorusunu da yanında getirir.
Çünkü çalışma dediğimiz şey sadece masa başına oturmak değil. Kültür, tempo, alışkanlıklar, hatta insanların birbirine “kolay gelsin” deme şekli bile işin içine giriyor.
İran gibi ülkelerde çalışma hayatı, hem modern şehir ritmi hem de geleneksel yapı arasında bir yerde duruyor. Yani ne tamamen “plaza dünyası” ne de tamamen “köy kahvesi”… İkisinin karışımı, ama bazen aynı gün içinde bile değişebilen bir karışım.
—
Sabah: İşe Giden İnsanlar ve İç Sesler
İran’da bir iş sabahını hayal edelim.
Tahran gibi büyük bir şehirde sabah trafiği başlar. İnsanlar metroya biner, otobüse sıkışır, bazıları da “ben bugün erken çıkmış sayılırım” diye kendini kandırır.
Ben bu sahneyi İzmir Alsancak’ta işe giderken kendimle kıyaslıyorum:
“Ben mi daha hızlıyım yoksa trafik mi daha yavaş?”
Cevap: İkimiz de hayatla yarışta kaybediyoruz.
Sabah işe giden bir İranlıyı düşünelim:
– “Bugün toplantı var mı?”
– “Var ama önce kahve bulmam lazım.”
– “Kahve yoksa?”
– “O zaman toplantı da yok gibi davranıyoruz.”
Tabii bu tamamen hayal gücü. Ama insan bazı şeyleri evrensel sanıyor: Kahve yoksa motivasyon da yok.
—
İş kültürü nasıl hissediliyor?
İran’da iş hayatı sektöre göre değişiyor ama genel olarak devlet kurumları, özel şirketler ve küçük işletmeler arasında ciddi tempo farkı var.
Bir yerde ciddi toplantılar yapılırken, başka bir yerde çay molası toplantının kendisine dönüşebiliyor.
Bunu şöyle düşün:
Avrupa: Toplantı 10:00’da başlar, 10:02’de herkes konuya girer
İzmir: Toplantı 10:00’da başlar, 10:10’da “bir çay alıp gelelim” olur
İran (hayali ama gerçekçi hissiyat): 10:00’da başlar, 10:10’da çay gelir, 10:30’da konu başlar
Ve kimse bundan rahatsız değildir. Çünkü ritim buna göre kurulmuştur.
—
Öğle Arası: En Kritik Operasyon
Bence çalışma hayatının gerçek kalbi öğle arasıdır. Maaş değil, yemek belirler insanın gününü.
İran’da da yemek kültürü güçlü. Uzun öğle molaları bazı sektörlerde oldukça yaygın.
Bir an kendimi İran’da çalışırken hayal ediyorum:
– “Öğle yemeğine çıkıyoruz mu?”
– “Çıkıyoruz ama geri dönmeyebiliriz.”
– “Nasıl yani?”
– “Yemek ağır gelecek.”
İşte bu cümle bile bazı ülkelerde çalışma kültürünü anlatmaya yeter.
İzmir’de ben de öğle aralarında “çok yemeyeyim, sonra uyku bastırıyor” diyerek kendimi kandırırım. Sonra yine fazla yerim. İnsan değişmiyor.
—
İşten Sonra Hayat: Gerçek Mesai Burada Başlıyor
Çalışmak sadece ofiste bitmiyor. Asıl mesele iş çıkışı başlıyor.
İran’da insanlar iş çıkışı sosyal hayatı da aktif yaşayabiliyor. Kafeler, aile ziyaretleri, akşam yürüyüşleri oldukça yaygın.
Ben bunu İzmir’e uyarlıyorum:
İş çıkışı:
– “Bugün hiçbir şey yapmayacağım.”
İki saat sonra:
– “Arkadaşlar sahile mi iniyoruz?”
Ve sonra klasik iç ses:
“Ben dinleniyordum… ama sosyal baskı kazandı.”
—
Sosyal hayat iş performansını etkiler mi?
Bu soru akademik gibi duruyor ama cevabı çok basit: Evet, etkiler.
İran’da da sosyal ilişkiler iş hayatıyla iç içe olabilir. İş arkadaşlarıyla sadece ofiste değil, dışarıda da görüşmek yaygın.
Bu durum bazen iş verimini artırır, bazen de şöyle bir diyalog doğurur:
– “Rapor hazır mı?”
– “Dün akşam konuştuğumuz konuyu mu diyorsun?”
– “Hayır, raporu diyordum…”
– “Ha… o biraz arkadaş ortamında kaldı.”
—
Çalışma Koşulları ve Gerçekçilik
Şimdi biraz ciddileşelim ama fazla değil, çünkü ciddiyet bana uzun sürmüyor.
İran’da çalışma koşulları sektör, şehir ve kuruma göre değişir. Büyük şehirlerde daha modern ofisler, daha kurumsal yapılar var. Küçük yerlerde ise daha geleneksel çalışma düzeni görülebilir.
Ama ortak bir gerçek var: İnsan faktörü her yerde belirleyici.
Yani sistem ne kadar modern olursa olsun, “insan sıcaklığı” her şeyi yeniden şekillendiriyor.
Bunu şöyle hayal edin:
Bir yerde Excel dosyası açılır, diğer yerde “önce bir çay koy” denir. İkisi de aynı günün parçasıdır.
—
Ben Olsam İran’da Çalışabilir miyim?
Bu soruyu kendime çok soruyorum.
Cevap? Muhtemelen evet ama ilk hafta şu konuşmalar yaşanırdı:
– “Toplantı saat 9’da.”
Ben: “Tamam erken geldim.”
– “Ama önce kahvaltı yapalım.”
Ben: “Zaten yaptım…”
– “O zaman ikinci kahvaltı.”
İzmirli biri olarak ikinci kahvaltı fikrine asla karşı koyamam. Orada iş biter.
Sonra muhtemelen şu olurdu:
İç sesim:
“Sen çalışmaya mı geldin yoksa kültür turuna mı?”
—
Kültür şoku mu, kültür şakası mı?
İlk günler her şey biraz garip gelebilir. Ama insan kısa sürede adapte olur.
Çünkü çalışma kültürü dediğimiz şey aslında sandığımız kadar sert değildir. İnsan ilişkileri, esneklik ve günlük ritim her şeyi yumuşatır.
Bir süre sonra kendini şu cümleyi kurarken bulabilirsin:
“Burası biraz farklı ama… alışılıyor ya.”
—
Günün Sonu: Kafada Açılan Sekmeler
İş günü bittiğinde herkes evine döner.
Ama bazı insanlar için asıl mesai zihinde başlar.
Ben mesela eve gidince şu sekmeleri açıyorum:
Bugün ne yaptım?
Neden bu kadar çabuk yoruldum?
Yarın daha erken kalksam hayat değişir mi? (değişmez)
İran’da çalışılır mı sorusuna neden bu kadar daldım?
Ve en son şu cümle gelir:
“Ben aslında sadece çay içmek istiyorum.”
—
Sonuç Gibi Ama Sonuç Değil
“İran’da çalışılır mı?” sorusunun net bir cevabı yok gibi görünse de aslında cevap oldukça basit: Evet, çalışılır ve insanlar çalışır.
Ama bu çalışma sadece mesai saatlerinden ibaret değildir. Kültür, ritim, insan ilişkileri ve günlük hayatın küçük detayları bu deneyimi şekillendirir.
Ben İzmir’den bakınca şunu görüyorum: Nerede olursan ol, çalışma hayatı biraz ciddi, biraz komik, biraz da “neden buradayım ben?” hissidir.
Ve belki de en doğru cevap şudur:
Çalışılır… ama yanında bol çay ve biraz sabır varsa çok daha iyi çalışılır.
Bu yazımızda “İran’da çalışılır mı” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Bluenet sayfamızı takip etmeye devam edin!