İçeriğe geç

Fiilimsiler hal eki alabilir mi ?

Fiilimsiler Hal Eki Alabilir mi? Türkçeyi Gereksiz Yere Karmaşıklaştırmayı Ne Zaman Bırakacağız?

Sizi Bluenet’da “Fiilimsiler hal eki alabilir mi” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.

Türkçe derslerinde yıllardır aynı sahne yaşanıyor. Öğretmen tahtaya bir cümle yazıyor, sınıfın yarısı camdan dışarı bakıyor, diğer yarısı ise “Hocam bu fiilimsi mi, isim mi, artık neyse işte?” diye içinden söyleniyor. Sonra meşhur soru geliyor:

“Fiilimsiler hal eki alabilir mi?”

İşin komik tarafı şu: Bu soru aslında o kadar da zor değil. Ama biz nedense Türkçeyi anlatırken olabilecek en karmaşık yolu seçiyoruz. Sanki dili öğretmiyoruz da üniversitede kuantum fiziği anlatıyoruz. Özellikle sosyal medyada bu konuyla ilgili yapılan tartışmaları görünce bazen kahve içerken sinirleniyorum. İnsanlar birbirine dil bilgisi yüzünden savaş açıyor resmen.

Net konuşayım: Evet, fiilimsiler hal eki alabilir. Dünya yıkılmadı. Türkçe hâlâ yerinde duruyor. Ama mesele sadece bunun cevabı değil. Mesele, bizim dili neden sürekli korkulacak bir şeye dönüştürdüğümüz.

İzmir’de yaşayan biri olarak belki biraz fazla rahat düşünüyorum bilmiyorum ama dil dediğin şey önce yaşamalı. Ezberletilince değil, kullanıldıkça güzelleşmeli.

Fiilimsi Nedir Diye Sorunca İnsanların Gözünün Donuklaşması Normal mi?

Bir kafede otururken yan masada üniversite öğrencilerinin konuşmasına kulak misafiri oldum geçenlerde. Çocuklardan biri arkadaşına şöyle dedi:

“Ben fiilimsi konusunu anlamadım ya. Türkçe beni niye tehdit ediyor?”

Haklı çocuk.

Çünkü yıllardır fiilimsileri sanki gizli örgüt yapısı gibi anlatıyoruz. Oysa olay oldukça basit. Fiilden türeyen ama tam fiil gibi davranmayan kelimeler bunlar. İsim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil… Hepsi hayatın içinde zaten.

“Koşmak güzeldir.”

“Gelen kişi arkadaşım.”

“Gülerek konuştu.”

Bitti olay.

Ama biz ne yapıyoruz? Konuyu anlatırken elli tane istisna, üç sayfa tablo ve gereksiz terminolojiyle insanın beynini haşlıyoruz. Sonra biri çıkıp “Fiilimsiler hal eki alabilir mi?” diye sorunca herkes birbirine giriyor.

Bir sakin olun gerçekten.

Fiilimsiler Hal Eki Alır mı? Evet, Çünkü Türkçe Mantıklı Bir Dil

Şimdi gelelim meselenin özüne.

Fiilimsiler, özellikle isimleşmiş hâlleriyle hal eki alabilir. Çünkü cümlede isim gibi kullanılabilirler. Bu kadar basit.

Örnek verelim:

  • Yüzmeyi seviyorum.
  • Koşmaya başladım.
  • Geldiğini duydum.

Burada “yüzmeyi”, “koşmaya”, “geldiğini” kelimeleri hal eki almış durumda. Çünkü artık cümlede isim görevindeler.

Ama internette öyle tartışmalar dönüyor ki sanırsın devlet meselesi.

Biri çıkıyor:

“Hayır alamaz çünkü fiil kökenli.”

Diğeri geliyor:

“Alır ama şu şartla, bu koşulla, ayın evresi uygunsa…”

Abi alt tarafı dil bilgisi konusu. Bu kadar dramatize etmeye gerek var mı gerçekten?

Türkçe Derslerinin En Büyük Problemi: Hayattan Kopukluk

Beni en çok sinirlendiren şeylerden biri şu: Okullarda dil bilgisi gerçek hayattan tamamen kopuk anlatılıyor.

Kimse sana neden öğrenmen gerektiğini açıklamıyor. Ezberle geç mantığı var. Sonra insanlar doğal olarak dili sevmiyor.

Bak mesela sosyal medyada bir tweet düşün:

“Uyumayı özlemişim.”

Buradaki “uyumayı” isim-fiil ve hal eki almış. Ama bunu insanlar analiz ederek değil, doğal şekilde kullanıyor zaten.

Demek ki mesele öğrenememek değil. Mesele öğretim şekli.

Türkçeyi sanki ceza sistemi gibi anlatıyoruz. Sürekli hata arıyoruz. Sürekli yanlış kolluyoruz.

Birisi yanlış ek kullandı mı hemen linç başlıyor.

Sosyal medya bunun zirvesi zaten.

Bir gün biri “de” ekini ayrı yazmamış diye altına yüzlerce yorum gelmişti. Sanki ülke ekonomisini batırmış gibi tepki gösteriyorlar.

Arkadaşlar biraz sakin olun. Dil iletişim içindir, ego tatmini için değil.

Fiilimsilerin Güçlü Yönleri

Şimdi dürüst olayım. Fiilimsiler Türkçenin en havalı konularından biri olabilir. Gerçekten.

Çünkü dili inanılmaz esnek yapıyorlar.

Bir düşün:

“Senin geldiğini duydum.”

Bu cümlede koskoca bir eylem küçücük bir yapının içine sığıyor. Fiilimsi dediğin şey cümleyi uzatmadan derdini anlatmanı sağlıyor.

Bence Türkçenin en güçlü taraflarından biri bu pratiklik.

Bir de yazıya akıcılık katıyorlar. Özellikle iyi edebiyatta bunu çok hissediyorsun.

“Koşarken düşündüm.”

“Beklediğini anladım.”

“Gitmeyi istemedim.”

Kısa ama etkili.

Fiilimsiler olmasa bazı cümleler düpedüz beton gibi olurdu.

Dilin Akışını Güçlendiriyor

Türkçe zaten melodik bir dil. Fiilimsiler de bu akışı destekliyor. Özellikle konuşurken fark etmeden sürekli kullanıyoruz.

Düşünsene her şeyi ayrı cümleyle anlatsak:

“Ben koşuyordum. O sırada düşündüm.”

Yerine:

“Koşarken düşündüm.”

Daha temiz. Daha hızlı. Daha doğal.

Bu yüzden fiilimsilere gereksiz bir düşmanlık yapılmasını anlamıyorum.

Peki Zayıf Yanları Yok mu? Var Hem de Fazlasıyla

Ama madalyonun öbür tarafı da var.

Fiilimsi konusu gereğinden fazla karmaşıklaştırıldığı için insanlar dili öğrenmekten soğuyor.

Özellikle sınav sistemi yüzünden.

Test kitaplarında öyle sorular var ki insan çözerken kendini dedektif sanıyor.

“Altı çizili sözcüklerden hangisi diğerlerinden farklı bir fiilimsidir?”

Gerçek hayatta kim böyle konuşuyor Allah aşkına?

Kimse arkadaş ortamında:

“Dostum sen burada sıfat-fiili yanlış analiz etmişsin.”

demiyor.

En kötü tarafı şu: İnsanlar yazmaktan korkmaya başlıyor.

Yanlış yaparım diye tweet atmaktan çekinen insanlar gördüm ben.

Bu kadar kasmanın anlamı ne?

Dil Bilgisi Bilmekle İyi Yazmak Aynı Şey Değil

Bu kısmı özellikle söylemek istiyorum çünkü bazıları bu gerçeği kabul etmek istemiyor.

Bir insan bütün fiilimsi türlerini ezbere bilebilir ama bomboş yazabilir.

Başka biri ise kuralları tek tek sayamaz ama öyle etkili cümle kurar ki saatlerce okursun.

Çünkü dil sadece kural değildir. His de vardır, ritim de vardır, karakter de vardır.

Bence bizim eğitim sisteminin kaçırdığı en büyük nokta bu.

Sürekli teknik bilgi veriliyor ama ifade gücü öğretilmiyor.

O yüzden insanlar paragraf yazarken tökezliyor ama fiilimsi türlerini ezberden sayabiliyor.

Trajik ama gerçek.

Fiilimsiler Hal Eki Alabilir mi Sorusu Neden Bu Kadar Popüler?

Çünkü sınavlarda çıkıyor.

Evet, olay bu kadar basit.

Yoksa günlük hayatta kimse oturup:

“Bugün fiilimsilerin morfolojik yapısı üzerine düşündüm.”

demiyor.

Ama yine de bu konunun popüler olmasının başka bir sebebi daha var: Türkçe konusunda herkesin fikri olması.

Ülkede futbol yorumcusundan çok dil bilgisi uzmanı var.

Bir tweet atıyorsun, altına biri geliyor:

“Orada anlatım bozukluğu var.”

Tamam hocam sensin.

Biraz da insanlar rahat yazsın ya.

Sosyal Medya Türkçeyi Geliştiriyor mu Bozuyor mu?

Bak bu tartışma beni aşırı eğlendiriyor.

Bir kesim diyor ki:

“Sosyal medya Türkçeyi mahvetti.”

Diğer kesim:

“Dil değişir kardeşim.”

Ben ikisinin ortasındayım.

Evet, bazen korkunç cümleler görüyorum. Özellikle noktalama tamamen yok olunca beynim kısa devre yapıyor. Ama diğer taraftan sosyal medya insanları daha çok yazmaya itti.

Eskiden günlük dışında kim bu kadar yazıyordu?

Şimdi herkes sürekli bir şey anlatıyor. Bu kötü bir şey değil.

Dil yaşayarak gelişir zaten.

Fiilimsiler de bunun içinde yaşamaya devam ediyor işte.

Kimse oturup kuralları düşünmese bile:

“Gitmeyi düşündüm.”

demeye devam ediyor.

Çünkü dil doğal bir şey.

“Fiilimsiler hal eki alabilir mi” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Bluenet ailesi olarak her zaman yanınızdayız!

Biraz da Şunu Konuşalım: Her Şeyi Kurala Bağlamak Zorunda mıyız?

Bence asıl mesele burada başlıyor.

Biz neden dili sürekli cetvelle ölçmeye çalışıyoruz?

Tamam, kurallar gerekli. Ama bazen işi fazla abartıyoruz.

İnsanlar artık yazarken rahat değil. Sürekli hata yapma korkusu var.

Özellikle gençlerde bunu çok görüyorum.

Mesaj yazıyor, sonra silip tekrar yazıyor.

Neden?

Çünkü yıllardır “yanlış yaparsan rezil olursun” psikolojisi işlendi.

Oysa dil biraz da özgürlük değil mi?

Sonuç: Fiilimsiler Hal Eki Alır, Hayat Devam Eder

Toparlayalım.

Evet, fiilimsiler hal eki alabilir. Özellikle isimleşmiş fiilimsiler cümlede isim gibi davranır ve buna bağlı olarak hal eki de alır.

Ama bence bu konunun asıl önemli tarafı dil bilgisinden çok daha büyük.

Mesele şu:

Biz dili sevdiriyor muyuz, yoksa insanları dilden uzaklaştırıyor muyuz?

Çünkü bazen öyle bir noktaya geliyoruz ki insanlar yazı yazmaktan çekiniyor.

Bu korku gereksiz.

Türkçe yaşayan bir dil. Fiilimsiler de bu dilin doğal parçası.

Kuralları öğrenelim evet ama dili boğmayalım.

Yoksa günün sonunda insanlar fiilimsiyi değil, Türkçeyi sevmemeye başlıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://ircfrm.net https://syniti.com.tr https://bij.com.tr Sitemap
betexper